Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
3 tane "sinema" etiketli yazı bulundu "sinema" tagli diger ogeler resimler, videolar

'Oyunculuk' nasıl bir iş?

       Filmlerden dizilerden bahsetmiştik, biraz da oyunculardan bahsedelim dedim. Bu yazıyı yazmama sebep olan şey birkaç gün önce gazetede okuduğum bir haber! Habere göre; usta oyuncu Kenan Işık'ın başrolünü oynadığı dizi yayından kaldırılmış. Dizinin yayından kaldırılma sebebi Kenan Işık'ın diziden ayrılmak istemesiymiş. Buraya kadar herşey normal! Ancak Kenan Işık'ın açıklamaları çok tuhaf: '' Kenan Işık rüşvetçi belediye başkanı rolünde oynayamaz. Bu rol bana yakışmıyor. Hikayeyi beğenmedim vs. '' gibi laflar etmiş. Açıkçası çok şaşırdım. Tiyatro kökenli, yıllarca her türlü rolün üstesinden gelmiş bir oyuncunun böyle açıklamalar yapması çok tuhaf. Sahnede rol ayrımı yoktur. İyi veya kötü bütün roller oyuncular içindir. Yoksa ne tiyatro sahnesinde ne de dizilerde kötü karakteri canladıracak oyuncu bulamazlardı. Gerçek bir oyuncunun bu rol bana yakışmıyor demesi bence doğru değil! Yaptığınız işe saygı göstermek böyle birşey olsa gerek... Bugün televizyon ekranlarında ne ağladığı ne güldüğü anlaşılabilen bir sürü oyuncu(!) var.  Bunlar bile oynadıkları karakterler arasından iyi-kötü-doğru-yanlış ayrımı yapmıyorlar. Haksız mıyım?!  :))     

şu kasvetli kış günlerinde nefes almak:)

    Şu blog camiası içinde sayfaları gezip, değişik yazılar okuyup türlü türlü fikirler edinmek güzel:) Her ne kadar, öğrencilik sorumluluklarımızdan ötürü sosyal aktivitelere zaman ayıramasak bile, bloglarda güzel film,kitap,oyun, etkinlik önerilerine rastlıyorum. Ben en son Finlandiya'nın kurtuluş mücadelesini anlatan bir roman buldum: 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde.' Bu kitabı zamanında  Atatürk okumuş ve öğrencilere tavsiye etmiş. Güzel bir roman, dili de yalın. Bundan önce de George Orwell'in 'Hayvan Çiftliği'ni okumuştum. O da sosyalizmin eleştirisi üzerine güzel ve keyifli bir roman. Hocalarımızın kitap önerilerini dikkatle takip ediyorum. Üniversite de herşey ders demek değil ne de olsa:) Şu kasvetli okul günlerinde nefes almak lazım...Beyaz-Melek

    Sinemada ise en son meşhur 'Beyaz Melek' filmini izledim. Okan'ın yaptığı güzel film önerilerini bir kenara yazdım. İlk işim o filmleri bulmak olacak:) Ayrıca sinema konusunda söylemek istediğim, filmin yönetmenine bakarak önyargılı davranmamak gerektiği. Çok ünlü bir yönetmenin filmi size beklediğiniz kaliteyi sunamazken, önyargıyla yaklaştığınız bir sanatçının bir filminden keyif alabilirsiniz. Beyaz Melek izlenesi bir film... Alkışı hak ediyor, çünkü hem senaryosu iyi hem oyuncuları güçlü hem de görsel olarak çok güzel sinema kareleri sunuyor izleyiciye. Filmi izledikten sonra Tuz Gölü'nü gidip görmek istiyorsunuz. Ve eğer orada gerçekten bir motel varsa, konaklamak istiyorsunuz:) Benden söylemesi....

    Şu sınav-ödev-okul stresinden bunalan tüm arkadaşlara huzurlu ve keyifli günler diliyorum... Herkese kolay gelsin...

MAVİ GÖZLÜ DEV

9152

           Biket İlhan'ın yönettiği, Metin Belgin'in senaryosunu kaleme aldığı Mavi Gözlü Dev filmini izlemiş miydiniz? 'Kavganın, sevdanın ve Türkçe'nin büyük şairi Nazım Hikmet'in' 2. Dünya Savaşı yıllarında, hapishanede geçirdiği günleri anlatır. Hapishanedeki sosyal olayların yanısıra Nazım Hikmet'in yaşadığı tüm sıkıntıları, yoklukları, hastalıkları, haksızlıkları ve aşk acısını anlatan hüzünlü bir filmdir. İki kadın arasında kalmış büyük bir şairdir o: Piraye ve Münevver yaşamının en zor yıllarını daha da zor kılmıştır.

        Nereden mi aklıma geldi Mavi Gözlü Dev?! Az önce kitaplığımı karıştırırken, 'Nazım'dan Seçmeler' adlı kitabı buldum ve Piraye için yazılmış şiirleri okudum. Gerçekten güzel bir şiir. Büyük şairler aşkı daha güzel anlatabiliyorlar elbette... Hem Nazım Hikmet'in anısı önünde saygıyla eğiliyorum hem de onu canlandırırken müthiş bir performans sergileyen Yetkin Dikinciler'i kutluyorum.

Piraye İçin Yazılmış SAAT 21-22 ŞİİRLERİ'nden 

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...