Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
Yazılar

Tiyatroya gönül verenlere haksızlık: Taksim Sahnesi'nin akıbeti!

                       İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun Sıraselviler Caddesindeki Taksim Sahnesi'nin kapanacağı haberlerini duymuşsunuzdur. 1983 yılından bu yana İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun bir parçası olan bu tarihi sahnenin kapatılacağı haberi beni çok üzdü. Yıkılacak olan binanın yerine alışveriş merkezi yapılacakmış. İstanbul Devlet Tiyatrosu müdürü, değerli sanatçı Osman Wöber'in yaptığı açıklamaya göre, binayı sezon açılmadan önce boşaltmaya çalışıyorlarmış.

                      Taksim Sahnesi'nin boşaltılmasından sonra, İstanbul Devlet Tiyatrosu'nun elinde 4 tane sahne kalacak. 15 milyon nüfuslu büyük bir kentte, en önemli ve en değerli kurum olan devlet tiyatrolarının imkanlarını kısıtlamak çok kötü. Madem böyle bir uygulama olacaktı, hem kurum için hem de izleyiciler için alternatif bir sahne yapılabilirdi önceden! Yapılacak olan alışveriş merkezinin altına küçük bir sahne inşa edip devlet tiyatrosunun kullanımına vereceklermiş! Osman Wöber'in de belirttiği gibi, alışveriş merkezine gelen izleyicinin profili çok değişiyor!Tarihi bir tiyatro binasının,şık bir fuayenin yerini tutabilir mi? Tiyatro özel bir yerdir. Kültür işidir. Bence Sayın Wöber çok haklı.

                      Türkiye'de sanata verilen değerin en üst noktaya çıktığı günü göremeyeceğiz ne yazık ki... İmkanları çok daha güzel, yeni bir sahne inşa edilip devlet tiyatrosuna verileceğine; tam tersi yapılıyor! Unutmasınlar ki, gerçek sanat bu toplumun can damarı! Biz tiyatroseverler bunu unutmayacağız!taksimsah1 taksim    

ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ

 

       Çukurova Üniversitesi'nin bir öğrencisi olarak aşağıdaki haber beni çok mutlu etti ve gururlandırdı. Bu yüzden paylaşmak istedim.

En iyi üniversite listesinde beş Türk

      ABD'nin ünlü haber dergisi Newsweek, dünyanın en kaliteli 500 üniversitesini seçti. Listeye Türkiye'den İstanbul, Sabancı, İTÜ, Bilkent ve Çukurova girdi. ODTÜ ve Boğaziçi ise listede yok

Amerikan Newsweek dergisi son sayısında yükseköğretimdeki global yarışı kapak yaptı. ABD'den THES (Times Higher Education Supplement) ve Çin'den Shangai Jiao Tony University'nin yaptığı sıralamalara uzmanlardan alınan görüşlerin eklenmesiyle dünyanın en prestijli ve kaliteli 500 üniversitesi belirlendi. 'Dünya üniversiteleri' başlığıyla yayımlanan makalede eğitim kalitesi ve prestijleri ele alındı.
      Dünya sıralamasında 500 içinde beş Türk üniversitesi bulunuyor: İstanbul, Sabancı, İstanbul Teknik (İTÜ), Bilkent ve Çukurova üniversiteleri. Bu üniversitelerden beşi de THES listesine girerken Çin listesinde sadece İstanbul Üniversitesi var.

Kaynak: www.milliyet.com.trÇukurova Üniversitesi

MAVİ GÖZLÜ DEV

9152

           Biket İlhan'ın yönettiği, Metin Belgin'in senaryosunu kaleme aldığı Mavi Gözlü Dev filmini izlemiş miydiniz? 'Kavganın, sevdanın ve Türkçe'nin büyük şairi Nazım Hikmet'in' 2. Dünya Savaşı yıllarında, hapishanede geçirdiği günleri anlatır. Hapishanedeki sosyal olayların yanısıra Nazım Hikmet'in yaşadığı tüm sıkıntıları, yoklukları, hastalıkları, haksızlıkları ve aşk acısını anlatan hüzünlü bir filmdir. İki kadın arasında kalmış büyük bir şairdir o: Piraye ve Münevver yaşamının en zor yıllarını daha da zor kılmıştır.

        Nereden mi aklıma geldi Mavi Gözlü Dev?! Az önce kitaplığımı karıştırırken, 'Nazım'dan Seçmeler' adlı kitabı buldum ve Piraye için yazılmış şiirleri okudum. Gerçekten güzel bir şiir. Büyük şairler aşkı daha güzel anlatabiliyorlar elbette... Hem Nazım Hikmet'in anısı önünde saygıyla eğiliyorum hem de onu canlandırırken müthiş bir performans sergileyen Yetkin Dikinciler'i kutluyorum.

Piraye İçin Yazılmış SAAT 21-22 ŞİİRLERİ'nden 

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...
 

SANAT KURUMU 2006-2007 TİYATRO ÖDÜLLERİ

kurban                  

                  Tiyatroya olan ilgimin getirdiği meraktan dolayı hiçbir haberi kaçırmamaya çalışıyorum. Devlet tiyatrolarının 2006-2007 sezonu kapandı biliyorsunuz. SANAT KURUMU 2006-2007 TİYATRO ÖDÜLLERİ de geçtiğimiz ay sahiplerini buldu. 10 ayrı kategoride verilen ödüllerin 7’sini Ankara Devlet Tiyatrosu aldı. Diğer ödüller Dostlar Tiyatrosu’na, Tiyatro DOT’a ve Tiyatro TEM’e gitti.

 

En İyi Yapım: OYUN SONU- Dostlar Tiyatrosu

En İyi Yönetmen: YAŞAMAK MI YOKSA ÖLMEK Mİ?- Yücel Erten- Ankara DT

En İyi Kadın Oyuncu: BÖCEK- Tülay Günal- Tiyatro DOT

Övgüye Değer Kadın Oyuncu: KADINCIKLAR- Aysel Çakar Kara- Ankara DT

En İyi Erkek Oyuncu: CADI KAZANI- Sinan Pekinton- Ankara DT

Övgüye Değer Erkek Oyuncu: KANLI NİGAR- Mehmet Ali Toklu- Ankara DT

En İyi Sahne Tasarım: YAŞAMAK MI YOKSA ÖLMEK Mİ?- Sertel Çetiner- Ankara DT

En İyi Kostüm Tasarım: KANLI NİGAR- Sevgi Türkay- Ankara DT

En İyi Çeviri: MODİGLİANİ- Yıldırım Türker- Ankara DT

Seçici Kurul Özel Ödülü: Tiyatro TEM

 

                    Ödül alan oyunlardan yalnızca MODİGLİANİ’yi izleme fırsatı bulmuştum. Ünlü ressam Modigliani’nin hüzün verici yaşam öyküsünü anlatan oyun gerçekten güzeldi. Bu sezon Ankara Devlet Tiyatrosu’nda izlediğim ‘Ağaçlar Ayakta Ölür, Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, Kendime Kıyamam, Kurban, Modigliani ve Son Kuşlar’ adlı oyunların hepsi çok güzeldi zaten. Anadolu tragedyasının en başarılı örneklerinden sayılan ‘Kurban’ çok etkileyici bir oyundu. En iyi sahne tasarımı ödülünü hak edecek nitelikteydi bence. İzleyiciyi bu kadar içine çeken ve 2 saat boyunca nefes almadan izlenen bir oyun. Ayrıca en iyi oyuncu dalında Tayfun Erarslan, İlhan Kantarcı, Ahmet Erkut ve tabii ki Ötüken Hürmüzlü çok iyi birer aday olabilirlerdi. Tüm bu değerli oyuncuların hak ettikleri başarıyı ve övgüyü yakaladıklarını düşünüyorum zaten.

                   Hem bu ekiplerin hem de hiçbir oyununu kaçırmadığım Adana Devlet Tiyatrosu ekibinin ellerine ve yüreklerine sağlık demek istiyorum. Tüm zor şartlara rağmen devlet tiyatrolarının başarısı su götürmez. 2007-2008 tiyatro sezonunu dört gözle bekliyorum.

                  Tiyatro yaşamın ta kendidir.’

( kaynak www.devtiyatro.gov.tr)      

GS: Dünyanın Harikaları

Size göre dünyanın 7 harikaları nelerdir?
аѕhkчмчѕчnÇin Seddi, Keops Piramidi, Nemrut Dağı Heykelleri, Colloseum, Özgürlük Anıtı, Tac Mahal, Sümela Manastırı

Avrupalı Kim?

a

        Okuldaki bir projenin devamı olarak, son günlerde üzerinde araştırmalar yapıp yazılar okuduğum bir konu var:'' Avrupa Birliği nedir? Avrupa Kimliği nedir?'' Avrupa Birliği'nin kuruluşu, yapısı, vizyonu, misyonu vs. herkesin rahatlıkla öğrenebileceği bilgiler. ''Avrupa Birliği nedir?'' sorusuna somut ve soyut olarak her türlü cevap verilebiliyor. Ama ''Avrupa Kimliği nedir?'' sorusuna henüz Avrupalılar bile cevap verememiş...

        ''Biz Avrupalı mıyız? Avrupalı olmadığımız için mi AB'ye giremiyoruz?'' soruları ile sıklıkla karşılaştım araştırmalarım esnasında. Esas sorunlar burada başlıyor galiba: Avrupalı devletler ortak kimlik etrafında nasıl birleşeceklerini bilmiyorlar. Dil,din,mezhep,tarih,ırk gibi farklılıkları mevcut. AB belirli siyasi ve ekonomik çıkarlar üzerine kurulmuş bir uluslararası örgüt. Ve yalnızca bu örgüte bağlı oldukları için, kendi kültürlerinden  sıyrılıp, ortak bir kültür şemsiyesi altına giremiyorlar!  ''AB Hırıstiyan Kuübü mü?'' gibi sorularla muhatap oluyorlar. Çünkü bazı insanların tavırları, Müslüman Türkiye'yi dışlıyor gibi. Haliyle insanın aklına şu soru takılıyor: Madem AB Hıristiyan Kulubü değil, madem Avrupalı diye ortak bir kimlikleri yok; niye demokrasi bekçisi AB bizi dinimizden dolayı dışlıyor?! Sorulacak soru çok tabii.

Ülkemiz İçin

              

                 Bugün 22 Temmuz 2007... Türkiye aylardır bugünü bekliyor. Dünya medyasının gözü de bizim üzerimizde. En büyük dileğimiz, uygar, çağdaş, daha huzurlu ve refahı bol bir ülkede yaşamak. Bir üniversite öğrencisi olarak ülkem için her şeyin en iyisini diliyorum... Herkese aydınlık ve güzel günler diliyorum...:))

BARIŞ

P201_Dove_of_Peace_Blue_Posters                        Barış yemek kokusudur tüten akşamlaeyin.

                       Arabanın yolda durmasının korkutmadığı,

                       Kapı çalınmasının dost demek olduğu

                       ve pencereyi saat başı açmanın.

                       Renklerinin uzaktaki çanlarıyla

                       Gözlerimizin bayram etmesini sağlayan

                       Gökyüzü demek olduğu zamandır barış.

                       Barış bir bardak sıcak süt ve bir kitaptır

                       Uyuyan çocuk önünde.

                       Başaklar birbirine eğilip, işte ışık ışık, dedikleri

                       ve ufuk çemberinin ışıkla dolup taştığı zamandır barış.

                       İnsanların sıkışan elleridir barış.

                       Dünyanın masasındaki ekmektir.

                       Gülümsemesidir annenin,

                       Budur yalnızca.

                       Başka bir şey değildir barış...

                                                                            YANNIS RİTSOS (Çev. Özdemir İnce)  

kullandığım resimler Pablo Picasso'ya aittir.

Dönem Dizilerine Dair...

adnan menderes    Son yıllarda televizyon kanallarında artan dönem dizileri dikkatinizi çekmiştir. Kronolojik sıraya göre yazacak olursak, Milli Mücadele döneminde geçen Kurşun Yarası,Kırık Kanatlar; !960 darbesiyle başlayan Hatırla Sevgili, 1980 darbesinde geçen Çemberimde Gül Oya... Belki gözden kaçırdığım bir yapım olabilir, bunlara sinema filmlerini de ekleyebilirsiniz...

    Televizyon çok geniş bir kitleye hitap ediyor. Ve Türk dizilerinde bu tür dönemlerin anlatılması çok büyük bir adım bence. Dizileri dram yönünü bir tarafa bırakırsak, dönemlerin ayrıntılarını içeriyor olması çok hoş. Çemberimde Gül Oya dizisinde, o yıllara ait ayrıntılar, yaşayış biçimleri, müzikler,dönemin modası hepimizin dikkatini çekmemiş miydi? 12 Eylül günü yaşananlar, bir nebze olsun bize hissettirilmemiş miydi?

   Hatırla Sevgili dizisinde anlatılan 1960'lara ne demeli? Demokrat Parti dönemi, 27 Mayıs darbesi,Yassıada duruşmaları,1968 hareketlerine bakış.... Kısacası döneme ait tüm ayrıntılar mevcut. Ve bu güzel diziler, biz gençlere geçmişe ait farklı bir bakış açısı kazandırıyor,diye düşünüyorum. Önemli olan yaşananların birebir anlatılması değil, öyle olsa belgesel olurdu zaten. Önemli olan olayları anlatırken bir tarafı tutmak da değil. Önemli olan geçmişe dair birkaç ufak ayrıntıyı biz gençlere göstermek, büyüklerimizin o günleri yeniden hatırlamasını sağlamak.... 

   Bizim tarih kitaplarımız 2. Dünya Savaşı'nda donmuştur. Bu yüzden, gençlerin yakın tarih bilgisi pek azdır. Belki böyle yapımlar, gençlerde merak uyandırıyordur. Böylelikle yakın tarihi anlatan kitaplara, biyografilere yönelen gençler vardır,kimbilir.... Örneğin, Hatırla Sevgili'de Büyükelçi Kommer adını duyunca merak edip,araştırıp,okudum... Amerikan Büyükelçisi hakkında bir şeyler öğrendim...

   Bence böyle yapımlar devam etmeli, kaliteli dönem dizileri yayınlanmalı. Böyle güzel dizileri,filmleri bekliyorum. Bu tür projeleri gerçekleştirenlerin ellerine sağlık diyorum.  

ilk yazım:)

İlk yazımı, blogumu oluştururken yaşadığım acemilikler üzerine yazmak istedim. Bilgisayar konusunda çok profesyonel olmadığım için bayağı uğraştım ya neyse... İlgi alanıma giren konularda yazı yazmak ve bunu çevremdekilerle paylaşmak fikri çok güzel bence. Yazı yazmak insana kendini çok iyi hissettiren bir eylem. Aslında insanlar tüm fikirlerini yazarak paylaşsa, gerekirse yazılar üzerinden çatışsa ya da uzlaşsa daha huzurlu bir ortam buluruz. Tatilimi okuyarak ve yazarak değerlendirmek kadar güzeli yok! Şu sıcak yaz günlerini, okurken içinde kaybolacağınız ve çok zevk alacağınız bir kitapla değerlendirmenizi dilerim. İyi bir kitap çok lezzetli bir kahve, fırından yeni çıkmış sıcacık bir simit, üşürken elinize verilen bir bardak sıcak çay etkisi yapar!