Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |
Yazılar

Yeni Yıl Dilekleri...

       Bir yılbaşı daha geçti... Herkes birbirine güzel temennilerde bulundu. Herkes dilekler diledi, sevdiklerine armağanlar aldı, güzel mesajlar yollladı. Bireysel istekleri saymazsak, ülkemizdeki herkes terörün, işsizliğin, yoksulluğun sona ermesini istiyor. Haksız mıyız? Elbette tüm bu dilekler birden gerçekleşmez. Ancak umut etmek, çabalamak, dünyayı okuyup anlamak çok önemli bence...

       Bu sabah Hürriyet gazetesinin yılbaşı özel ekini okurken, Ece Güner'in yılbaşı dileği dikkatimi çekti. 'Haklı olmanın değil, mutlu olmanın peşinde koştuğumuz bir yıl diliyorum.' demiş genç spiker. Bence çok gerçekçi bir temenni. Çok da yerinde. Hepimiz mükemmeli oynamaya çalışmıyor muyuz?! < En iyisi biz olalım, diğer insanlar hata yapsınlar ki, bizim değerimiz anlaşılsın. Bütün tartışmalarda haklı taraf biz olalım. Haklı olmanın verdiği güç ve gurula karşı tarafı rahatça eleştirebilelim. > Bütün hepimizin aklından bu tür düşünceler geçmiştir. Keşke bu tür hırslara kapılmasak, gerçekten de mutlu olmak, haklı çıkmak için gösterdiğimiz hırsın yanında unutuluyor... Umarım hepimizin haklı ve mutlu olduğu yıllar geçiririz::)))

       Herkese mutluluk, şans ve sağlık dolu bir yıl diliyorum. Ülkemizdeki tüm sorunların bir yıl içerisinde çözüme kavuşturulamayacağını biliyorum. O yüzden, bu sorunların en az düzeye inmesini temenni ediyorum... Mutlu yıllar... 

4. BOĞAZİÇİ BULUŞMASI

bogazici-bulusmasi-2036            7-9 Aralık tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen ''4.Boğaziçi Buluşması, Dış Politika: Gelenekten Geleceğe'' başlıklı sempozyumdaydım. Sempozyum adından da anlaşılacağı üzere, dış politika ile ilgiliydi. Pek çok akademisyen,gazeteci-yazar ve büyükelçiyi dinleme fırsatı bulduk. Kimler yoktu ki bu sempozyumda: İlter Türkmen, Sönmez Köksal, Baskın Oran, Temel İskit, Kemal Kirişçi, Soli Özel, Gün Kut, Özdem Sanberk, Füsun Türkmen, Ahmet Acet, Ömer Engin Lütem, Şule Kut... Hepsi birbirinden değerli bu isimlerden o kadar çok şey öğrendik ki...

           Öğrenci çalıştayları oldu, bu çalıştaylarda farklı üniversitelerden arkadaşlarla tanıştık. Türk Dış Politikası, Avrupa Birliği, ABD, Kafkaslar, Ortadoğu üzerine çalışmalar ve tartışmalar yaptık. Bence bir uluslararası ilişkiler öğrencisinin yaşayabileceği en güzel deneyimlerden biriydi...

           Tabii ki bizi İstanbul'da ağırlayan tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. En güzel şekilde ağırladılar bizi İstanbul'da. Çok eğlendik... Adana'ya döneli bir haftayı geçti, ancak henüz yorgunluğum geçmiş değil:)) O kadar çok gezdik ki... Keşke tatiller ve güzel şeyler bu kadar kısa sürmese... Taksim, Beyoğlu, Beşiktaş, Topkapı, Sultanahmet Meydanı, Kapalıçarşı, Eminönü, Beyazıt Meydanı... Çok gezdik,çok yorulduk ve çok alışveriş yaptık arkadaşımla beraber:)))))) Bu gezi izlenimlerimi ayrıca yazacağım:) Herkese tekrar teşekkürler........... 5. Boğaziçi Buluşması'nda buluşmak üzere........... 

'Oyunculuk' nasıl bir iş?

       Filmlerden dizilerden bahsetmiştik, biraz da oyunculardan bahsedelim dedim. Bu yazıyı yazmama sebep olan şey birkaç gün önce gazetede okuduğum bir haber! Habere göre; usta oyuncu Kenan Işık'ın başrolünü oynadığı dizi yayından kaldırılmış. Dizinin yayından kaldırılma sebebi Kenan Işık'ın diziden ayrılmak istemesiymiş. Buraya kadar herşey normal! Ancak Kenan Işık'ın açıklamaları çok tuhaf: '' Kenan Işık rüşvetçi belediye başkanı rolünde oynayamaz. Bu rol bana yakışmıyor. Hikayeyi beğenmedim vs. '' gibi laflar etmiş. Açıkçası çok şaşırdım. Tiyatro kökenli, yıllarca her türlü rolün üstesinden gelmiş bir oyuncunun böyle açıklamalar yapması çok tuhaf. Sahnede rol ayrımı yoktur. İyi veya kötü bütün roller oyuncular içindir. Yoksa ne tiyatro sahnesinde ne de dizilerde kötü karakteri canladıracak oyuncu bulamazlardı. Gerçek bir oyuncunun bu rol bana yakışmıyor demesi bence doğru değil! Yaptığınız işe saygı göstermek böyle birşey olsa gerek... Bugün televizyon ekranlarında ne ağladığı ne güldüğü anlaşılabilen bir sürü oyuncu(!) var.  Bunlar bile oynadıkları karakterler arasından iyi-kötü-doğru-yanlış ayrımı yapmıyorlar. Haksız mıyım?!  :))     

şu kasvetli kış günlerinde nefes almak:)

    Şu blog camiası içinde sayfaları gezip, değişik yazılar okuyup türlü türlü fikirler edinmek güzel:) Her ne kadar, öğrencilik sorumluluklarımızdan ötürü sosyal aktivitelere zaman ayıramasak bile, bloglarda güzel film,kitap,oyun, etkinlik önerilerine rastlıyorum. Ben en son Finlandiya'nın kurtuluş mücadelesini anlatan bir roman buldum: 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde.' Bu kitabı zamanında  Atatürk okumuş ve öğrencilere tavsiye etmiş. Güzel bir roman, dili de yalın. Bundan önce de George Orwell'in 'Hayvan Çiftliği'ni okumuştum. O da sosyalizmin eleştirisi üzerine güzel ve keyifli bir roman. Hocalarımızın kitap önerilerini dikkatle takip ediyorum. Üniversite de herşey ders demek değil ne de olsa:) Şu kasvetli okul günlerinde nefes almak lazım...Beyaz-Melek

    Sinemada ise en son meşhur 'Beyaz Melek' filmini izledim. Okan'ın yaptığı güzel film önerilerini bir kenara yazdım. İlk işim o filmleri bulmak olacak:) Ayrıca sinema konusunda söylemek istediğim, filmin yönetmenine bakarak önyargılı davranmamak gerektiği. Çok ünlü bir yönetmenin filmi size beklediğiniz kaliteyi sunamazken, önyargıyla yaklaştığınız bir sanatçının bir filminden keyif alabilirsiniz. Beyaz Melek izlenesi bir film... Alkışı hak ediyor, çünkü hem senaryosu iyi hem oyuncuları güçlü hem de görsel olarak çok güzel sinema kareleri sunuyor izleyiciye. Filmi izledikten sonra Tuz Gölü'nü gidip görmek istiyorsunuz. Ve eğer orada gerçekten bir motel varsa, konaklamak istiyorsunuz:) Benden söylemesi....

    Şu sınav-ödev-okul stresinden bunalan tüm arkadaşlara huzurlu ve keyifli günler diliyorum... Herkese kolay gelsin...

29 EKİM

şanlı bayrağımız!

                             Son günlerde ülkemizin hem içeride hem de dışarıda yaşadığı sorunlar herkesi yordu. Teröre kurban verdiğimiz insanlarımız için çektiğimiz acılar, yaşadığımız umutsuzluklar, haksızlıklar, kötülükler bitmek bilmiyor. Bugün tüm gençlik, umutsuz. Tüm insanlar haykırıyor içinde kalanları. Sessiz yürüyüşler yapılıyor 'haykırmak için gerçekleri'...

                            Bugün ihtiyacımız olan en büyük şey, Türkiye Cumhuriyeti'mize daha fazla sahip çıkmak... Bizi birleştiren, tüm kötülüklere karşı koruyan unsur o. Varlığımızın ve gelecek güzel günlerimizin teminatı o. Herkesin Cumhuriyet bayramı kutlu olsun!

                           Nice 84 yıllara....

                     'Türkiye Cumhuriyeti, her anlamda büyük Türk milletinin öz ve değerli eseridir. Kıymetli evlatları elinde daima yükselecek ve sonsuza kadar yaşayacaktır.'

                                                                                                                   MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 

                             

KUKLA

                   Yaz tatili benim için okumak demek! Bütün kış okumak için fırsat bulamadığım tüm güzel kitapları okumaya çalıştım. Yaz sezonumun en son romanı Kukla'yı bu sabah bitirdim:) Kukla, Ahmet Ümit'in yıllar önce basılmış bir kitabı. Demek ki okumak, bu yaza kısmetmiş. ( böylece Ahmet Ümit'in kitaplarından 8'ini de bitirmiş bulunuyorum:)

                   Kukla, Susurluk olayına benzer bir hikayeyi anlatıyor. Derin devlet,teşkilat içi tuhaf ilişkiler var. Bunları anlatırken hiç sıkmıyor. Olaylar bir gazetecinin gözünden anlatılmış. Kitapta cinayetler var, aile sorunları var, sağ-sol çatışmaları var, duygusallık var... Tüm bunları kusursuz bir Türkçeyle harmanlanlamış Ahmet Ümit! Ben çok beğendim. Zaten Ahmet Ümit macerayı, aşkı ve İstanbul'u çok iyi anlatıyor! kitaplarında İstanbul'u geziyormuş gibi hissediyorsunuz.

                   Kısacası okumadıysanız, en kısa zamanda bir Ahmet Ümit eseri okuyun!  (bu konuda daha ayrıntılı yorumlar yapacağım:)

                    

Şimdi okullu olduk:)

                   Bugün yüz binlerce öğrenci ders başı yapıyor malum:) Sabah trafiği çok kötüydü. Üniversite yolu da çok kalabalıktı. Haliyle pek çok insan için yeni ve güzel bir başlangıç bu. İlkokul da olsa üniversite de olsa okula yeni başlayanların ilk gün garip bir heyecanı içinde barındırdığına eminim. Hiç değişmiyor o merak:) Tamam, ilkokul öğrencileri gözyaşı döküyor farklı olarak:)

                    Umarım herkesin mutlu olacağı bir öğretim yılı olur. Öğrencilerin okula sadece formül ezberlemek için gitmemeleri gerektiğini anlarlar belki büyüklerimiz(!) Bu ülkede eğitim adına bir şeylerin değişmesi gerektiğini hepimiz biliyoruz. Öğrencilere küçük yaştan yabancı dil eğitimi verilir ama bunun bilinci aşılanmadığı için gençler yarı Türkçe yarı İngilizce yarım yamalak konuşurlar. Hepimiz ilkokulda ve lisede müzik dersi almışızdır. Ama gelişmiş bir müzik zevki, klasiklerin tarihi,öğrencilerin ilgi alanlarına göre verilen derin bir müzik bilgisi yoktur. Flüt çalmaya çalışmışızdır hepsi bu. Resim dersleri deseniz aynı, ünlü ressamları tanıtmazlar. Diğer derslerde herşey formül ve kalıptır. Son zamanlarda ise 'sadece tost yiyip test çözen' bir öğrenci profili oluştu.

                    Halbuki okulda bilginin yanısıra hayata dair güzel şeyler de öğretebilirler. Öğrencilerin öğrenirken eğlenebileceği seçimlik dersler olsa mesela... Biliyorum bunlar ütopya. Üniversite de bile yok bunlar. Hala kalıplaşmış bilgiler ve dersler var. Bu ülkede böyle güzel yönde değişikliklerin olabileceğinden pek umudum yok artık zaten.

                   Herkesin yeni eğitim-öğretim yılı uğurlu olsun. ( bu arada yakın dostum Okan'a şans ve başarı diliyorum Bursa'daki ilk gününde:) Şimdi okullu oldu herkes:))ilk07

            Fotoğraf: hurriyet.com.tr ( çok hoşuma gitti bu çocuklar, çantaların ağırlığından dolayı hep üzülmüşümdür küçüklere,ama bu çocuk akıllı davranmış)

1 EKİM'DE PERDE AÇILIYOR...

    Yine tiyatro hakkında bir yazı yazacağım:) Biliyorsunuzdur belki, devlet tiyatrolarının 2007-2008 sezonu 1 Ekim'de başlıyor. Bu yıl daha özel bir yıl aslına bakarsanız! Ankara Devlet Tiyatrosu'nun 60.,İzmir ve Bursa Devlet Tiyatrolarının 50.,Trabzon Devlet Tiyatrosu'nun 20.,Konya,Erzurum,Sivas ve Van Devlet Tiyatrolarının da 10. kuruluş yıldönümleri kutlanacak. Bu sezon devlet tiyatroları için bir hayli heyecanlı geçecek,demektir bu. Zaten yeni sezonda ilk tur sahnelenecek 54 oyundan 18'i Türkiye'de ve Devlet Tiyatrolarında ilk kez sahnelenecek oyunlar olacakmış.

   Tiyatronun hayatın en büyük zevklerinden biri olduğu gerçek:) (tabii bana göre) İnanın bulunduğunuz şehirdeki tiyatrolara bir kez gittiğinizde bu tadın farkına varacaksınız. İnternetten hangi oyunların sahnelendiğini takip edebilirsiniz. Ve maalesef belirtmeden geçemeyeceğim, televizyonlardaki dizi furyası tiyatro salonlarının doluluk oranlarını çok etkiliyor. Buna izin vermemk lazım, her şeyin yeri ayrıdır. Popüler kültürün böyle sanat dalları üzerinde hakimiyet kurmaması gerekir. Ben bizzat görüyorum, dizilerde oynayan oyuncuların oyunları kapalı gişe oluyor, öte yandan pek çok güzel oyunda salon dolmuyor ne yazık ki...kucuk2   

   Bu çok renkli ve heyecanlı sezonu dört gözle bekliyorum. Genel müdürlüğe geri dönen Sayın Lemi Bilgin'in gelişine de çok sevindim.

(kaynak: www.devtiyatro.gov.tr)

KURBAN Hak Ettiği Ödülleri Alıyor...

kurban eser1334_4          2006-2007 İsmet Küntay Tiyatro Ödülleri açıklanmış. Ankara Devlet Tiyatrosu’nun oyunu olan Kurban, ‘En İyi Yapım, En İyi Yönetmen (Ayşe Emel Mesci), En İyi Kadın Oyuncu (Miraç Eronat), En İyi Erkek Oyuncu (Ahmet Erkut)’ dallarında ödül almış. Bu haber beni çok sevindirdi. Çünkü geçtiğimiz sezon izlediğim oyunların arasında en iyisiydi Kurban. Tüm teknik ekibinden oyuncusuna kadar verdikleri emeğin karşılığını almaya başladıklarını görüyorum. Taksim Sahnesi haberinden sonra bu habere çok sevindimJ Eğer Ankara’da yaşıyorsanız, bir cumartesi öğleden sonranızı bu etkileyici oyuna ayırın derim ben…

          Ayrıca Ankara Devlet Tiyatrosu’nun ödüllü oyunları ‘Kurban ve Yaşamak Mı Yoksa Ölmek Mi’ ; 5.Uluslararası Kıbrıs Tiyatro Festivali’ne katılacaklarmış. Tiyatro adına duyduğum tüm güzel haberler beni mutlu eder… Bu ülkede tiyatroya ve tiyatroculara hak ettikleri değerin verildiği günleri görmek arzumdur. ( Tiyatrocu olduklarını zanneden ama popülist olmaktan öteye gidemeyen ünlüleri saymıyorum…)

           Son olarak yeni gelen Kültür ve Turizm Bakanı umarım tiyatro ve sanat camiası için hayırlı olur.Geçtiğimiz yıllarda yaşanan bürokratik krizleri ve tayin fırtınalarını unutmadık!.. Sanata siyaseti bulaştırmasınlar lütfen!

         Yeni sezonun başlamasını sabırsızlıkla beklerken, sezon boyunca izlediğim oyunları ve yorumlarımı buraya aktaracağımı söylemeden geçemeyeceğimJ

 

şanlı bayrağımız!